AİLE EĞİTİM SEMİNERİMİZ "ÇOCUK VE OYUN"
ÇOCUK VE OYUN ADLI SEMİNERİMİZ GÜL ÖNCEL ÖĞRETMENİMİZ TARAFINDAN VERİLDİ.KATILIM GÖSTEREN VELİLERİMİZ ÇOK RENKLİ VE EĞLENCELİ DAİKALAR GEÇİRİLDİLER .SEMİNERE KATILAN ANNELERİMİZ ÇOCUKLUKLARINA DÖNÜP ESKİ GELENEKSEL OYUNLARINI OYNAYARAK HOŞÇA ZAMAN GEÇİRDİLER ÇOCUKLAR İÇİN OYUN ÖNEMİ DEĞERLİ VELİLERİMİZE ANLATILDI.SUNUMU YAPAN GÜL ÖNCEL ÖĞRETMENİMİZE VE KATILIM SAĞLAYAN DEĞERLİ VELİLERİMİZE TEŞEKKÜR EDERİZ.
ÇOCUK VE OYUN
Oyun çocuğun hiçbir dış baskı etkisinde kalmadan kendi isteği ile giriştiği tüm etkinliklerdir.
Oyuncak ise bir ayağı düş dünyasında diğer ayağı ise gerçek dünyada bir köprüdür.
Oyunun çocuğa katkısı
qOYUN, çocuğun fiziksel ve ruhsal gelişiminde çok önemli bir role sahiptir. Çocuk için oyundan daha zevkli ve etkili bir öğrenme aracı yoktur. Çocuk oyun yoluyla içinde yaşadığı toplumun ahlâk ve görgü kurallarını öğrenir. Aile ve okul çevresinde neyin doğru neyin yanlış olduğunu belli eden kuralları çocuk ancak arkadaşlarıyla birlikte oynadığı evcilik ve okulculuk oyunlarında kavrayabilir.
Oyunun çocuğa katkısı
Oyun çocuğun en ciddi işidir. O sadece eğlenmek için oynamaz, gücünü ve yeteneğini dener, içinde yaşadığı çevreyi ve eşyayı keşfeder, kendisini başkalarından ayıran özelliklerin farkına varır, duygularını açığa vurur, kendisini tanımayı öğrenir. q
Oyunun çocuğa katkısı
Grup oyunlarında çocukları izlerken her çocuğun davranış biçiminden ailesi hakkında bilgi edinmek mümkündür.
Oyunun çocuğa katkısı
Oyunlar, kuşaktan kuşağa geçen, kuralları önceden konmuş olan sosyal etkinliklerdir. Saklambaç, körebe, seksek, ip atlama ve çember gibi oyunlar hiç değişmeden tarihten günümüze kadar gelen kültür miraslarıdır. Oyunların oluşumunda kültürün, çevrenin, iklimin, yaşın ve cinsiyetin rolü büyüktür. Kızlar ip atlama, istop, yakartop, saklambaç, seksek, evcilik, ebecilik oyunlarını tercih ederken; erkek çocukları misket, futbol, saklambaç, bisiklet, doktorculuk ve savaş oyunlarını tercih etmektedir.
Oyunun şekli, kuralları ve çeşidi yaşa göre farklılıklar gösterir.
Oyunun şekli, kuralları ve çeşidi yaşa göre farklılıklar gösterir. İki-üç aylık süt bebeği çevresindeki insanlara bakarak, vücuduna ve yakınındaki nesnelere dokunarak ilk oyunu keşfeder. Bundan zevk alınca dokunmaları tekrarlar. Kas ve sinir sistemi geliştikçe dokunduğu objeleri ve vücudunun parçalarını yakalayarak inceler. Bir yaşındaki bebeğin oyunları daha çok dokunma, yakalama ve atma şeklindedir.
Oyunun şekli, kuralları ve çeşidi yaşa göre farklılıklar gösterir.
İki yaşından itibaren çocuklar günlük hayatı ve içinde yaşadığı çevrenin kültürünü yansıtan dramatik (taklit) oyunlara yönelirler. Kişileştirme (bebeğiyle konuşma), objeleri kullanma (boş bardaktan su içer gibi yapma), evcilik (anne veya baba rolü oynama), doktorculuk, bakkalcılık ve okulculuk şeklinde çeşitlilik gösteren oyunlarda çocuk sosyalleşmenin ilk adımlarını atar.
Oyunun şekli, kuralları ve çeşidi yaşa göre farklılıklar gösterir.
Oyun, hayal dünyası ile gerçek dünya arasında bir köprüdür. Dört-beş yaşlarındaki bir kız çocuğu bebeklerine farklı elbiseler giydirip küçük sembolik evlerini eşya ile donatırken bir anlamda annesini taklit etmekte, cinsiyetine uygun bir kişilik kazanmaktadır. Erkek çocukları da yarış ve savaş oyunları ile güçlerini denemekte, babanın rolüne sahip çıkmaktadır.
Oyunun şekli, kuralları ve çeşidi yaşa göre farklılıklar gösterir.
Çocuk dört yaşına kadar benmerkezci (egosantrik) bir kişiliğe sahiptir. Paylaşmayı bilmediği için ilk oyunları tek başınadır. Elindeki oyuncağı yanındaki çocuğa vermek istemediği gibi, onun elindeki oyuncağa da sahip olmak ister. Yan yana oturan üç yaşlarında iki çocuk birlikte oynamayı beceremez. Biri öbürünün oyuncağına sahip olmaya çalışırken, öbürü de vermemek için direnir. Ağlaşır, birbirini tırmalar veya saçından çekerler. Bütün bunlar çocuğun yaşına uygun davranışlardır, anormal bir yanı yoktur.
Oyunun şekli, kuralları ve çeşidi yaşa göre farklılıklar gösterir.
Dört yaşından sonra çocuklar birlikte oynanan oyunlara yönelir, oyuncak alış verişinde bulunur, birbirlerinin tecrübelerinden yararlanırlar. Dört yaşından sonra birlikte oynanan oyunları işbirliğine dayanan oyunlar takip eder. İşbirliği gerektiren oyunlarda kurallar vardır, yani kurallara göre oynanır. Çocuklar, işbirliğine ve paylaşmaya dayalı kurallı oyunları en iyi anaokulunda öğrenir.
oyuncak seçimi;
Çocuğun yaşına ve gelişim seviyesine uygun olmalıdır.
Çocuğun ihtiyaçlarına uygun olmalıdır.
Dayanıklı olmalı, çabuk kırılmamalı ve bozulmamalı uzun süre kullanılabilmelidir.
Çekici, cazip ve eğlenceli olmalıdır. Aksi takdirde çocuğun ilgisini çekmeyecek, oynamayacaktır.
“Pahalı oyuncak iyi oyuncaktır” görüşü her zaman için doğru değildir. Çocuklar su, çamur, tencere-tabak ve kutular gibi oyuncak olarak para ödenmeyen malzemelerle de zevkle oynamaktadır. Önemli olan oyuncağın pahalı olması değil işlevsel ve yararlı olmasıdır. Bu nedenle çok pahalı oyuncaklar yerine daha ucuz benzerleri tercih edilmelidir ki aynı parayla daha çok oyuncak satın alınabilsin.
oyuncak seçimi;
Hepsinden önemlisi oyuncak çocuk için güvenli olmalıdır yani çocuğun sağlığını tehlikeye atmamalıdır. Köşeleri sivri, paslanabilen ya da boyası çıkan, elektrik bataryası açıkta olan ve kolayca içine el sokulabilen pilli veya elektrikli, ayrıca küçük çocuklar için kolayca ağza sokulabilecek büyüklükte parçaları olan oyuncaklar tehlikelidir.
oyuncak seçimi;
Çocuklar için oyuncak seçerken cinsiyet ayrımı yapılmamalıdır.
oyuncak seçimi;
Çocuklara şiddet içeren ve şiddeti özendiren oyuncaklar satın alınmamalıdır. Tabanca, tank, tüfek, kılıç vb. gibi oyuncaklar çocuklara savaşın araba sürmek veya alışveriş yapmak kadar doğal bir şey olduğu düşüncesini geliştirmesine neden olabilmektedir.
oyuncak seçimi;
Çocuklara neredeyse küçük bir dükkan açılabilecek sayıda oyuncak alınması doğru değildir. Aynı ya da benzer oyuncakların renkleri, boyları veya giysileri farklı diye tekrar alınması çocuğa gelişimsel açıdan bir yarar sağlamayacak aksine tüketme davranışını körükleyecektir.
Anne babalar;
Çocuğun oynayabileceği güvenli bir
ortam hazırlayın.
Çocuğa oynarken rahat edebileceği kıyafetler giydirin.
Her gün düzenli olarak (15-20 dakika ) sadece çocukla oyun oynayın. Oyunun kurallarını onun koymasına izin verin!
Çocuğun oyunlarına katılın ama fazla müdahale etmeyin.
Yumuşak bir ses tonuyla konuşun.
Gülümseyerek ve göz teması kurarak oyun oynayın.
Çocuğu grup oyunlarına alıştırırken amacın kazanmak değil, oyunu kurallarına göre oynamak ve oyun arkadaşlarıyla iyi geçinmek olduğunu anlatmalıdır.
SANAL OYUNLAR
Sanal oyunlar da; gerçekliğin içi boşaltılarak yaratılan yapay bir ortam gerçeğin yerini almıştır.
Yapılan araştırmalarda savaş oyunları, dövüş oyunları vb. şiddet içerikli oyunları oynayan gençlerin rüyalarında da savaşa devam ettikleri görülmüştür.
HIZLA YAYILAN İNTERNET VE OYUN BAĞIMLILIĞINDA ANNE BABA OLARAK NE YAPMALIYIZ???
Günümüzde çoğu ailelerde iletişim yok denecek kadar az bir hal aldı. İlk yapacağımız şey aile içi iletişimi arttırmak.
Bu da ÖNCELİKLE anne baba olarak bizlerin instagramdan, SANAL OYUNLARDAN, whatsapptan, facebooktan uzak durmasıyla mümkün!!!!
Anne baba olarak bizler olumlu rol model olmalıyız.
Ailecek geçirilen vakitlerin kalitesini arttırmalıyız.
Kitap okuyarak, birlikte film izleyerek, ailecek oyun ve etkinlikler yaparak çocukların boş zamanlarını doldurarak onları tv, internet ve oyun bağımlılığından kurtarabiliriz.
Sınır koymalıyız. Günlük kullanımlar 1 saati geçmemelidir.
Anne baba olarak çocukları telefon ya da tabletle yalnız bırakmamalıyız.
Youtube, instagram, tiktok gibi uygulamalar çocuğunuzun yaşına ne kadar uygun, ne kadar takip ediyoruz! Youtube da çıkan reklam ya da altta çıkan videolar çocuğumuzun gelişimine ne kadar uygun bunu sorguluyor muyuz?
Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim…
gül öncel